Bu Blogda Ara

13 Eylül 2011 Salı

"DESCARTES'İN YANILGISI"-Antonio R. Damasio-Hazırlayan:Hacer TUNÇ

ANTONİO R. DAMASİO Güney California Üniversitesi’nin David Dornsife Kürsüsü’nde Sinirbilim, Nöroloji ve Psikoloji profesörü olan Antonio Damasio’nun kitabı “Descartes’in Yanılgısı”nda öne sürdüğü hipotez ve deliller “kararlarına duygularını karıştırma!” klişe sözünü değiştirecek gibi gözüküyor. Damasio, Descartes’in Yanılgısı’nda beyninin belirli bir bölgesi hasarlı olan hastalardan elde ettiği verilerle ortaya koyduğu somatik işaretleyici hipoteziyle duyguların karar vermemizdeki önemine ışık tutuyor. Ona göre, bazı koşullarda fazlasıyla düşünmenin avantajı hiç düşünmemekten çok daha az olabilir. (Son Samuray filmindeki dövüş sahnesi; “ Hiç düşünce.” Bazı tehlike durumlarında insanlar ve ussal düşünme yetisi olmayan hayvanların kararlarında etkili olan şey ne? İnsanın işleyen belleği ve kısa süreli hafızası bir tehlike anında karar verebilmek için ne kadar zamana ihtiyaç duyar, buna karşılık insan saniyeler içinde nasıl kendini tehlikeden kurtaracak bir tercihte bulunur?) Damasio’ya göre akıl yürütme sistemi duygusal sistemin bir uzantısı olarak evrilmiştir ve duygu akıl yürütme sürecinde farklı roller oynamaktadır. Duygu bir önermenin ağırlığını artırarak sonucu o önermenin lehine etkileyebilir. Ayrıca duygu, bir karara varmak için dikkate alınması gereken çok sayıda olgunun akılda tutulması sürecine de yardımcı olur. Duygunun akıl yürütme sürecine zorunlu katılımı, hem kararın alındığı koşullara, hem de kararı verenin geçmişine bağlı olarak yararlı ya da zararlı olabilir.
Damasio’nun öne sürdüğü Somatik işaretleyici hipotezi duyguların bir durumun belirli yanlarını veya olası eylemlerin belirli sonuçlarını işaretlediğini varsayıyor. Duygu bu işaretlemeyi önceki deneyimlerden yola çıkarak yapıyor. Duygu bu işaretlemeyi bir “altıncı his”te olduğu gibi açıkça ya da bilincimizin radar menzilinin dışından gelen sinyaller aracılığıyla üstü örtülü bir şekilde yapıyor.
Damasio kitabın birinci bölümüne psikolojide önemli bir yeri olan Gage vakasıyla başlıyor. Gage 1848 yılında New England’da yaşayan bir demiryolu şirketinin çalışkan, dürüst, sosyal, sevilen ustabaşıdır. Ancak onun tarihe geçmesine onun bütün bu özelliklerini tersine çeviren vaka sebep olmuştur. İşyerindeki bir patlama sonucu bir demir çubuk Gage’in sol yanağından girmiş, kafatasının altını delmiş, beyninin ön kısmından geçmiş ve büyük bir hızla kafatasının tepesinden dışarı çıkmıştır. Phineas Gage yere devrilmiş, afallamış bir şekilde sessiz ve uyanık yatıyordu. Evet, Gage ölmemişti daha da ilginci konuşabiliyordu. Doktor John Harlow onun tedavisini yapan kişi oldu.
Phineas Gage iki aydan kısa bir sürede iyileşmiş olarak taburcu edilmişti. Ancak bu şaşırtıcı sonuç, Gage’in kişiliğinde meydana gelen olağanüstü değişimin yanında gölgede kalıyordu. Gag’in huyu, hoşlandıkları, düşleri ve emelleri değişmişti.
Harlow’un daha sonra anlattıklarına göre Gage zihinsel ve fiziksel anlamda ( sol gözü hariç) her hangi bir kayba uğramamıştı. Fakat, “zihinsel yetisi ile hayvansal eğilimleri arasındaki denge” yok olmuştu. Bu değişim beyin yarısının akut safhası geçer geçmez belirginleşmişti o artık “ düzensiz, düşüncesiz, eskiden asla kullanmadığı kaba küfürlere düşkün, adamlarına karşı saygısız, sınırlara ve öğütlere tahammülü olmayan, kaprisli, kararsız…” biri olmuştu.
Eldeki yetersiz belgeler Gage’in sara krizleri geçirdiğini yazıyor. 21 Mayıs 1861’de kısa süren bir hastalığın ardından Gage’in hayatı sona erdi. Öldüğünde 38 yaşındaydı.
Aynı zamanlarda meydana gelen, nörolojik hasarlar yaratan ve daha kesin sonuçlar veren başka vakalar, beynin, dil, algılama ve motor işlevlerinin temeli olduğunu ortaya çıkarmıştı. Ne var ki Gage’in öyküsü müthiş bir gerçeğin ipucunu veriyordu: Bir biçimde beyinde, her şeyden çok akıl yürütmeye, özellikle de aklın kişisel ve sosyal boyutlarına adanmış sistemler vardı. Beyin zedelenmesinin sonucu, temel akıl ya da dil öğelerinde bozulma görülmediği halde, daha önceleri edinilmiş olan sosyal adetler ve etik kurallar yok olabiliyordu.
Değerler sisteminin değişmiş olduğu ya da değişmemiş olsa bile eski değerlerinin yeni kararlarını kesinlikle etkileyemediği öne sürülebilir. Değerler sisteminin bir bölümü kalıyor ve soyut anlamda kullanılabiliyor, ama gerçek yaşam koşullarıyla bağlantısı olmuyor.
Phinea Gage vakası bir takım bilimsel tartışmaları başlattı; ancak odak noktası dil ve hareketin beyindeki yerini belirlemek oluşturdu. Tartışma asla, frontal lobun (alın yumrusu) hasarı ile örselenen sosyal davranışlar arasındaki ilişkiye yönelmedi. Gage’in davranışsal değişimini anlamak için normal sosyal davranışın beynin belirli bir bölgesiyle ilgili olduğunu kabul etmek gerekiyordu. Bu kavramın düşünülebilmesi hareket, duyular ve hatta dil yetisi gibi öğelerle ilgili benzerlerine kıyasla çok daha zordu.
İngiliz fizyolog David Ferrier, verileri ustalıkla analiz etmeye çabalayan birkaç kişiden biriydi. Ferrier, yaranın motor ve dil “merkezlerine” zarar vermediği, beynin bizzat kendisinin prefrontal korteks adını verdiği bölgesini tahrip ettiği ve bu hasarın, “zihinsel yozlaşma” olarak betimlediği, Gage’in garip kişilik değişimiyle ilinti olabileceği sonucuna vardı.
Gage vakası bilmeden şu mesajı vermişti: sosyal kuralları izlemek, etiğe uygun davranışlarda bulunmak ve kendi yaşamı için avantajlı kararlar almak hem kuralların ve stratejilerin bilinmesini hem de belirli beyin sistemlerinin bütünlüğünü gerektirmektedir.
Gage vakasına benzer bir vaka da Damasio’nun bizzat inceleme şansı bulduğu Elliot’tur. Elliot’un Gage’le anılmasına neden olan vaka onun beyninde beliren ur ve bu ur alındıktan sonra Elliot’un karakterinde meydana gelen değişikliklerdir. Elliot ur belirmeden önceki yaşantısında becerikli, çalışkan ve sosyal açıdan uyumlu birisiydi. Ancak bu özellikleri beynindeki urla birlikte beyninin zedelenen kısımlarının alınmasıyla oldukça değişmişti. Herhangi bir bilgi eksikliği yoktu ancak Elliot artık işinde eskisi kadar başarılı değildi. İşlerini düzene koyamıyor, detaylara takılıyor bu sebeple işlerini vaktinde yetiştiremiyordu. Bu da onun işten atılmasına neden oldu. Dahası Damasio onunla yaptığı görüşmelerde onda gereğinden fazla bir mesafelilik ve duygusal konularda hissizlik ve duyarsızlık olduğunu tespit etmişti. Damasio, Elliot’a pek çok test uyguladı. Bunların bir kısmı zeka testleri bir kısmı da kişilik testleriydi. Damasio, Elliot’un psikolojik testlerden normal sonuçlar alamayacağını düşünüyordu, ancak yanılmıştı. Elliot’un bilişsel tabanı bozulmamıştı ancak onu gerçek hayata uygulayamıyordu. Damasio, Elliot’un karar vermekteki başarısızlığında, duygu ve hislerini yitirmiş olmasının rol oynayabileceği ihtimalini düşünüyordu. Damasio: “Aksaklık, akıl yürütme sürecinin son aşamalarında karar verme ya da tepki seçme noktasına yakın ya da tam orada bir yerde meydana geliyor olmalıydı. Bu sebeple Elliot karar veremiyor, ya hiçbir seçim yapamıyor ya da kötü seçim yapıyordu. Örselenmiş duyguların herhalde soruna bir katkısı olmalıydı. Elliot’un aklı yürütmesindeki duygusuzluğun farklı seçeneklere farklı değerler biçmesini önlediğini ve alacağı kararlar arasındaki farklılıkları yok ettiğini düşünmeye başladım. “ Damasio’ya göre akıl ve duygu bozukluğu yalnızca prefrontal hasardan meydana gelmiyordu. Bu bozuklukların bileşiminin beynin başka belirli bölgelerindeki hasarlar sonucunda nasıl meydana gelebildiklerini ve bu tür bağlantıların,
normal duygu, his, akıl ve karar verme süreçlerinin temelindeki sistemler arasında bir etkileşim bulunduğunu iddia ediyordu.
Kökeni, Yunanca noso, yani “hastalık” ve gnosis, yani bilgi olan Anasognosia, hastalığın bilincine varamama anlamına gelir. Hasta geçirdiği felcin bilincinde değildir ve felçli uzuvlarını eskisi gibi kullanabileceğini sanır. Hastalığın “inkar” belirli bir bilişsel işlevin kaybından kaynaklanmaktadır. Bu bilişsel işlev kaybı, felç ya da çeşitli sinir hastalıkları yüzünden hasar görebilen belirli bir beyin sistemine bağlıdır. Anasognosi hastalarında sağ yarı küredeki hasar beyin korteksinin somatik-duyusal denilen bir grubunda meydana geliyor. Hasar sağ yarıkürenin ak maddesini de etkileyerek, (kaslar, eklemler, iç organlar) vücudun her yanından gelen sinyalleri alan bölgeler arasındaki bağlantıları zedeler ve bunların talamus, bazal gangliyonlar, motor ve prefrontal korteksler ile olan bağlantılarını bozar.
Anosognosia hastaları kimi açılardan prefrontal lobu hasarlı olan hastalarla benzeşir. Örneğin anosognosia hastaları da, prefrontal hastalar gibi kişisel ve sosyal konularda uygun kararlar veremez.
Bütün bu incelemelerden sonra Damasio şu sonuçlara ulaşıyor:
 İsan beyninin ventromedyal prefrontal korteks bölgesinin zedelenmesi özellikle kişsel ve sosyal alanda hem akı yürütme/karar verme hem de duygu/his bozukluklarıa sürekli yol açmaktadı.
 Beynin sağyarıüresindeki somatik-duyusal korteksler grubunun zedelenmesi de akı yürütme/karar verme ve duygu/his bozukluklarıa yol açar ve ayrıa vücudun temel uyarı süreçlerini de aksatı.
 Prefrontal kortekslerde ventromedyal sektörün ardıda yer alan bölgelerin zedelenmesi daha farklıbir biçimde akı yürütme/ karar verme ve duygu/his bozukluklarıa yol açar: ya kusur çok daha yıııı ve tüm alanlarda genel akı yürütme işevlerini engeller; ya da daha seçici etki yaparak, sözcük, sayı nesne ya da uzam gibi alanlardaki işemleri kişsel/sosyal alanlardan daha fazla etkileyebilir.
Kıacası insan beyninde akı yürütmek adııverdiğmiz, amaca yönelik düşnme sürecine karar vermek dediğmiz, özellikle kişsel ve sosyal alanlarda ağılığıolan tepki seçimine istikrarlıbiçimde adanmışolan bir sistemler kümesinin var olduğ anlaşııor.
Sonuç olarak insanlardan elde edilmişdeliller, akı yürütme ve karar verme süreçleriyle beynin bir grup bölgesi arasıda yakı bir bağantıolduğnu gösteriyor. Bu sistemler, akı süreçleriyle kesin olarak ilgilidirler. Özellikle de planlama ve karar verme de rol oynarlar.
Bu sistemlerin bir alt kümesi, “kişsel ve sosyal” başığıaltıda toplanabilecek davranışarıplanlama ve seçmeyle ilintilidir. Bu sistemler duyguları işenmesinde de önemli rol oynarlar.
İinci bölümde Damasio, birinci bölümde incelediklerinden yola çıarak somatik işretleyici hipotezinde rol alan beyin mekanizmalarıı işevlerini açılıor.
Akı yürütme ve karar verme terimleri genellikle karar veren kişnin uygun tepki seçiminin dayandııacağıgeçerli çıarsamalar üretmek için bir mantısal stratejiye sahip ve akı yürütme için gereken destek süreçlerinin hazı olduğnu ima eder. Bu süreçler arasıda genellikle dikkatin ve işeyen belleğn adıgeçer, ancak duygu ve hislerden kimse tek kelime etmez.
Akı yürütme ve karar vermeyle ilgili yukarıaki açılamalardan anlaşıdığıa göre tepki seçimiyle sonuçlanan bütün biyolojik süreçler yukarıa ana hatlarıçizilen akı yürütme ve karar verme alanıa ait değldir. Aşğıaki tasavvurlar bu noktayıaçılamaya yardıcıolacaktı.
İk olarak, kan şkeri düzeyiniz düşüğnde ve hipotalamusunuzdaki sinir hücreleri bunu saptadığıda neler olduğnu düşnün. Eyle gerektiren bir durum vardı: hipotalamusun yönlendirici temsillerine kaydolmuşşkliyle fizyolojik bir “know-how” mevcuttur; ve bir sinir devresine kaydedilmişolarak, sizi sonuçta yemeye yöneltecek bir açlı halini oluşuran tepkiyi seçmek için bir strateji vardı. Ancak bu süreçte açlı hissettiğniz noktaya gelinceye kadar açı bir bilgi yoktur, seçenekler ve neticeler açı bir şkilde sergilenmemişir ve bilinçli bir çıarsama mekanizmasıdan söz edilemez.
İinci olarak, düşn bir nesneden kaçımak için aniden harekete geçtiğnizde neler olduğnu düşnün. Hemen eyle gerektiren bir durum vardı (düşn nesne gibi); eylem seçenekleri vardı (hemen kenara çekilmek ya da çekilmemek); ve her birinin farklıneticesi vardı. Ne var ki tepkiyi seçmek için ne bilinçli bilgi, ne de bilinçli bir akı yürütme stratejisi kullanıı. Gerekli olan bilgi, bir zamanlar düşn şylerin bize zarar verebileceğni ve hedef olmaktansa onlardan kaçımak ya da onlarıdurdurmanı çok daha iyi olduğnu ilk kez öğendiğmiz sıada bilinçliydi. Ancak büyürken, bu tür senaryoları yaşnması beynimizin, kışıtııdürtüyle en avantajlıtepkiyi sağam bir biçimde eşeşirmemizi sağamışı. Artı, tepki seçiminde kullanıan strateji, yalnıca dürtüyle tepki arasıdaki bu sağam bağıharekete geçirmekten ibarettir; dolayııla, tepki otomatik olarak ve hıla devreye girer, çaba harcamamııya da kafa yormamııgerektirmez, ama irade yoluyla önceden engellenmeye çalışıabilir.
Üçüncü tasavvur, iki grupta kümelenen çeştli olaylarıbir araya getiriyor. Bu gruplardan biri meslek, arkadaşya da eşseçimi; fıtıa beklenirken uçağ binip binmemek, kime oy verileceğ, size zarar veren birini affedip affetmemek gibi konularda karar vermeyi içerir. Üçüncü tasavvurdaki bütün olaylarda, dürtü durumlarıı daha fazla parçasıvardı; tepki seçenekleri daha fazladı, her birinin neticeleri daha çetrefildir ve bu neticeler çoğ zaman şmdi ve gelecekte farklıolduğndan, çeştli zaman dilimlerinde olasıavantaj ve dezavantajlar arasıda çelişiler doğrur. Ayrıa, bir yönetim stratejisi yürütebilmek için, bu sayıı seçenek ve sonuçları büyük bir bölümünün bilinçte ortaya çımasızorunluluğ da en az o kadar önemlidir. Son bir tepki seçimi yapmak için akı yürütmeniz gerekir; bu ise birçok veriyi zihninizde tutmanıı farazi eylemlerin sonuçlarııhesaba katmanııve bunlarıkıa ve uzun vadeli amaçlarııla eleşirmenizi gerektirir; bütün bu işer için de bir yöntem, geçmişe birçok olayda başurduklarıı arasıdan bir tür oyun planıgereklidir.
Üçüncü tasavvurla ilk ikisi arasıdaki bariz farklıılara bakıısa, insanları genellikle bunları zihinsel ve sinirsel olarak birbirinden tümüyle farklımekanizmalara sahip olduğnu düşnmeleri hiç de şşıtııdeğldir; hatta o kadar farklıgözükürler ki Descartes bunlardan birini insan ruhunun işreti olarak vücudun dışıda bir yere yerleşirirken, diğrini hayvan ruhlarıı işreti olarak vücudun içinde farz eder; birisi düşncelerinin berraklığıı sonuç çıarma yetisini, algoritmikliğ, diğri ise zihin bulanılığııve tutkuları daha az disiplinli yaşmııtemsil eder.
Burada kafa karışıan düşnce; olaylar aralarıdaki açı farklıılara ve ait olduklarıalanlara ve karmaşılı düzeylerine göre kümelenmişgörünmelerine karşı, ortak bir nörobiyolojik merkez biçiminde bir unsuru paylaşıor olabilecekleridir.
Seçim yapmamııgerektiren bir durumu düşnerek iş başayalı. Büyük bir iş sahip olduğnuz farz edin. Diyelim ki önünüzde size büyük kazançlar sağayabilecek fakat en iyi arkadaşııı da can düşanıolan yeni bir müşeriyle anlaşa yapı yapmama seçeneğ var. Normal, akılı eğtimli bir yetişinin beyni bu durum karşııda hemen olasıtepki seçeneklerinin ve bunlardan çıabilecek sonuçları senaryolarııyaratı. Bizim bilincimizde bu senaryolar birçok hayali sahne olarak oluşr, tam anlamıla bir film şridi gibi değl de bu sahnelerdeki anahtar imgelerin kafamıda bir flaşgibi çakan, bir kareden diğrine sırayarak hıla yan yana gelen resimleri şklindedir. Bu imgelerin çizdiğ görüntüler arasıda, müşeriyle buluşanı; en iyi arkadaşııı sizi müşerinin şrketinde görmesi ve arkadaşığııı bozulması müşeriyle buluşayı önemli bir işolanağııkaçımanı ama arkadaşığııı bozulmamasıvb. olabilir. Burada vurgulamak istediğm nokta, akı yürütme sürecinin başıda zihninizin boşbir sayfa olmadığıı. Aslıda çeştli imgeler içeren bir repertuar ile tıa basa doludur. Karşıaşığıı durumun havasıa göre yaratıan bu imgeler kapsayamayacağıı zenginlikteki bir gösterinin parçasıolarak bilincinize girip çıar. Bu küçük örnekte hemen her gün karşıaşığıı türden bir ikilem görebilirsiniz. Açmazınası çözersiniz? Zihninizin gözünde canlanan bu imgelerin içerdiğ sorularınası sıılandıısıı? En azıdan iki ayrıolasıı vardı: birincisi karar vermeyle ilgili geleneksel “ yüksek akı” görüşnden kaynaklanı, ikincisi ise “somatik işretleyici hipotezi”nden.
“yüksek akı” görüş aslıda sağuyulu görüşen başa bir şy değldir. Buna göre olabilecek en iyi kararlarıverdiğmizde Eflatun, Descartes ve Kant bizimle gurur duyardı Genel mantı kendi başıa her hangi bir sorun için olabilecek en iyi çözümü bulmamıısağayacaktı. Ussallı kavramıı önemli bir özelliğ, en iyi sonucu elde edebilmek için duyguları dışrıa tutulmasıgereğdir. Ussal işem yapııken tutkular ayak bağıolmamalıı.
Yüksek akı görüşne göre, temelde, farklısenaryolarıtek tek ele alı ve günümüzün işyöneticilerin tabiriyle bir yarar/zarar analizi yaparsıı. Azami düzeye çıarmak istediğniz şy olan “beklenilen öznel yarar”ıaklııda tutarsıı, neyin iyi neyin kötü olduğna dair mantısal sonuçlar çıarısıı. Çoğ sorun burada verdiğmiz örnektekinden farklıolarak, ikiden çok fazla alternatif içerdiğ için, çıardığıı sonuçlarıgözden geçirirken yapacağıı analiz hiç de kolay olmayacaktı. Ancak, iki seçenekli bir sorun bile o kadar basit değldir. Bir müşeri kazanmak kıa vadede yararlıolabileceğ gibi, gelecekte de yarar sağayabilir. Ne kadar yarar getireceğni bilemeyeceğnizden, zaman içindeki getirisinin büyüklüğnü tahmin etmeniz gerekir; böylece artı bir dostu kaybetmenin neticelerini de içeren potansiyel kayılarııla karşıaşıabilirsiniz. Bu kaybı değri zaman içinde değşbileceğnden, “aşıma” payııda hesaplamamı gerekir! Aslıda farklıhayali dönemlere ait son derece karmaşı bir hesaplamayla karşıkarşıasıı, birbirinden farklınitelikteki sonuçlarıkıaslamak ve kıaslamanı bir anlam ifade etmesi için, sonuçları“ortak bir dile” tercüme etmek zorundasıı. Bu hesaplamanı önemli bir parçası görsel ve iştsel modeller üzerine kurulacak yepyeni hayali senaryoları üretilmesine; ayrıa bu senaryolara eşik eden ve mantısal çıarsama sürecinin devamıiçin şrt olan sözel anlatıarıda sürekli yaratımasıa dayanacaktı.
Şmdi şnu belirtmeme izin verin: eğr bu elinizdeki yegane strateji, yukarıa anlatıan biçimiyle ussallı iş yaramayacaktı. En iyi olasııla, karar almanı, özellikle o gün başa şyler de yapmanı gerekiyorsa kabul edilmeyecek kadar uzun zaman alacaktı. En kötü olasııla hesaplarııı ayrıtıarıarasıda kaybolup gideceğnizden bir karara bile varmayabilirsiniz. Neden mi? Çünkü karşıaşımalarıı için gerekli olan yarar/zarar çetelelerinin hepsini birden aklııda tutmanı pek kolay olmayacak. Mantısal çıarsamalarıı sürdürmeniz için gerekli simgesel şkli aktarmak üzere
askıa aldığıı ve şmdi tetkik etmeniz gereken ara evrelerin temsilleri, belleğnizden siliniverecek. Yolunuzu şşıacaksıı. Dikkatin ve işeyen belleğn kapasitesi sıılıı. Sonunda, eğr aklıı normalde salt ussal hesaplama yoluyla çalışıorsa yanlışseçim yapı, pişanlı duyabilir, ya da çaresiz kalı denemekten vazgeçebilirsiniz.
Önemli olan bir diğr nokta da sağuyuya dayalıgörüşn zayı yanlarıı yalnıca bellek kapasitesinin sıılıolmasıla kalmadığıı. Buna rağen, beynimiz ulaşak istediğmiz amaç için zaman çerçevesine göre birkaç saniye ya da dakika içinde, çoğnlukla iyi karar verebilir. Bunu yapabiliyorsa saf aklı ötesinde bir şyler kullanıor olmalıı. Alternatif bir görüş ihtiyaç vardı.
Yukarıa özetlediğm senaryolarıtekrar düşnelim. Ana parçalar zihnimizde bir anda, taslaklar şklinde ve neredeyse eşzamanlı ayrıtıarı açıça tanılanamayacağıkadar hılıbelirler. Şmdi olasıseçenekler üzerinde her hangi bir yarar/zarar analizi yapmadan ve sorunun çözümü için akı yürütmeden önce son derece önemli bir şy olur: belli bir tepki seçeneğ ile bağantııkötü sonuç aklııa geldiğnde belli belirsiz de olsa içinizde hoşolmayan bir şy hissedersiniz.
Kıacası somatik işretleyiciler, ikincil duygulardan kaynaklanan hislerin özel bir örneğdir. Bu duygu ve hisler öğenme yoluyla belirli senaryoları gelecekteki tahmini sonuçlarıa bağanmışardı.
Somatik işretleyiciler bizim için kafa yormazlar. Kimi seçenekleri(tehlikeli ya da elverişi) ışı tutup bundan sonraki düşnme sürecinden hıla elenmelerini sağayarak, kafa yormamıa yardıcıolurlar.
Rasyonel kararlar vermek için kullandığıı somatik işretleyicilerin pek çoğ büyük olasııla eğtim ve sosyalleşe süreci sıasıda belirli dürtü türleriyle belirli beden hali türleri arasıda bağantıkurarak beynimizde yaratımışardı. Diğr bir deyişe, ikincil duygular sürecine dayanmaktadılar.
Gelişmsel sosyopatlar ya da psikopatlar günlük haberlerden iyi tanıığıı tiplerdir. Çalarlar, tecavüz ederler, öldürürler, yalan söylerler. Çoğ zaman zeki kişlerdir. Duygularıı devreye girdiğ eşk o kadar yüksektir ki etkilenmeleri mümkün değlmişgibi görünürler ve kendi ifadelerine göre hissiz ve ilgisizdirler. Aslıda doğu şyi yapabilmek için sahip olmamı istenen serinkanlıığı örneğni oluşururlar. Tam bir soğk kanlııla, üstelik kendileri dahil herkesin zarara uğamasıpahasıa çoğ kez tekrar tekrar suç işerler. Bu insanlar aslıda, ussallığı azalmasıa, hislerin zayılamasıa veya kaybıa yol açan patolojik durumun bir diğr örneğdir. Gelişmsel sosyopati büyük olasııla Gage’de arıalıolan genel sistemin, korteks ve korteksaltıdüzeylerdeki işevsizliğnden kaynaklanmaktadı. Ancak bu bozukluk yetişinlikte oluşn bariz bir makroskopik hasardan değl de, gelişmin erken dönemlerinde, anormal devreler ve anormal kimyasal sinyallerden kaynaklanıor olsa gerek. Sosyopatinin nörobiyolojisini kavramak, önlem almaya ya da tedaviye yol açabilir. Ayrıa, sosyal faktörlerle biyolojik faktörlerin ne ölçüde etkileşrek durumu kötüleşirdiğni ya da bozukluğn daha sı tezahürüne yol açtığııanlamamıa da yardıcıolabilir. Hatta yüzeysel bir benzerlik taşıabilen fakat büyük oranda sosyo-kültürel faktörler tarafıdan belirlenen durumlara ışı tutabilir.
Sonuçta, somatik işretleyiciler deneyimlerle, içsel bir tercih sisteminin denetimi ve hem organizmanı etkileşek zorunda olduğ varlılarıve olaylarıhem de sosyal töreleri ve etik kurallarıkapsayan bir dizi dışkoşlun etkisi altıda ediniliyor. İsel tercih sisteminin sinirsel temeli, çoğnlukla doğşan var olan ve organizmanı varkalııısağamak üzere ayarlanmışyönlendirici temsillerden oluşurmaktadı. Varkalıısağamak, nahoşvücut hallerini sonunda en aza indirgemek ve
homeostatik, yani işevsel olarak dengeli biyolojik hallere ulaşakla örtüşr. İsel tercih sistemi, doğşan acıan kaçımaya, zevk içeren olasıılarıaramaya meyillidir ve büyük olasııla sosyal durumlarda bu amaçlara ulaşak için önceden ayarlanmışı.
Dışkoşllar kümesi kişnin hareket tarzııbelirlerken göz önünde bulundurmasıgereken varlıları fiziksel çevreyi ve olayları olasıeylem seçeneklerini; bu eylemlerin gelecekteki olasısonuçlarıı ve seçilen eylemin sonuçlarıortaya çıarken belli bir seçeneğ o an ya da sonradan eşik eden ödül ya da cezayıkapsar. Gelişmin ilk dönemlerinde ödül ve ceza yalnıca varlıları kendileri tarafıdan değl genellikle organizmanı ait olduğ kültürün sosyal törelerine ve etik kurallarııtemsil eden ebeveynler ve diğr büyükler ve yaşılar tarafıdan da verilir. İsel bir tercih sistemi ile dışkoşllar kümeleri arasıdaki etkileşm, otomatik olarak işretlenecek dürtü repertuarıızenginleşirir.
Somatik işretleyiciler gizli olarak çalışbilirler ve “Tehlike!” ve “Haydi!” sinyalleri vermekten öte başa yardılarıda olabilir.
Somatik işretleyici sinyallerinin edimi için kritik olan sinir sistemi prefrontal kortekstedir ve burada ikincil duygular için kritik olan sistemlerle birlikte var olur. Prefrontal kortekslerin konumu, aşğıa sözünü edeceğm nedenlerden ötürü bu amaç için idealdir.
Birincisi, prefrontal korteks bölgeleri düşncelerimizi oluşuran imgelerin kaynaklandığıbütün duygusal bölgelerden, vücut hayallerinin sürekli olarak temsil edildiğ somatik-duygusal korteksler dahil sinyaller alı. Dolayııla prefrontal korteksler varlığııı zihni ya da vücudu içindeki hemen hemen her türlü etkinlik hakkıda sinyaller alan az sayıaki beyin bölgesinden bir kaçııbarıdıı.
İincisi, prefrontal korteksler, beynin çeştli biyo düzenleyici kesimlerinden gelen sinyalleri alı. Bu düzenlemeye ilişin olarak, sanki prefrontal kortekslerin, standartlar ve ölçümler bürosunun bütün elemanlarıdan mesajlar aldığısöylenebilir. Organizmanı varkalııla ilgili doğl tercihleri bu tür sinyaller aracıığıla prefrontal kortekse iletilir ve bu bakıdan akı yürütme ve karar verme donanııı bir parçasıı.
Diğr beyin sistemlerinin yanıda, prefrontal kesimler gerçekten de ayrıalılıbir konumdadı. Bu kııdaki korteksler, dışdünyayla ilgili ve yeni gelen verisel bilgiler hakkıda; doğşan biyolojik düzenleme tercihleri hakkıda; ve o bilgi ve tercihlerle sürekli olarak değşn, önceki ve şmdiki vücut hali hakkıda sinyaller alı.
Prefrontal kortekslerde bulunan yakısama alanları yaşm deneyimlerimize özgü, uygun bir şkilde sıılandıımışkoşllara bağıolaylar için kurulmuşyönlendirici temsillerin deposudur.
Tahmin ve plan yapmak için gerekli olan, gelecekteki sonuçlarla ilgili zengin senaryoları üretilmesi, koşllara bağısıılandımalara dayanı.
Prefrontal kortekslerin akı yürütme ve karar verme işerine katımaya çok uygun olmalarıı dördüncü nedeni ise, beynin erişbildiğ tüm motor ve kimyasal tepki olaylarıla doğudan bağantııolmalarıı. İk kez sinir anatomisi uzmanıWalle Nauta’nı kanılamışolduğ gibi, ventromedyal prefrontal korteksler otonom sinir sistemi efektörlerine sinyaller göndererek, hipotalamusla beyin sapıdan duygularla ilişili kimyasal tepkileri harekete geçirebilirler.
Sonuç olarak, prefrontal korteksler ve özellikle onları ventromedyal kesimi, belirli türden durumlar; bireyin kendine özgü deneyimindeki belirli tür durumlarla ilişilendirilmişdeğşk tip ve boyuttaki vücut halleri; ve o vücut hallerinin efektörleriyle ilgili sinyaller arasıda üç yollu bir bağantıkurmaya çok uygundurlar. Üst ve alt katlar, ventromedyal prefrontal kortekslerde uyum içinde bir araya gelirler.
Evrim verimli ve tutumludur. Bir çok türün beyninde, vücuda dayanan ve varkalıa yönelik karar verme mekanizmalarımeydana getirmişve bu mekanizmaları çeştli ekolojik ortamlarda başrııolduğ kanılanmışı. Çevresel olasıılar arttıça ve yeni karar stratejileri gelişikçe bu tür yeni stratejileri desteklemek için gereken beyin yapıarıı öncüleriyle işevsel bir bağantıkurmalarıekonomik açıan akııa olacaktı. Hepsinin amacıaynıı: varkalı işeyişerini denetleyen ve başrıarııölçen parametreler de aynıı: iyi olmak ve acıduymamak. Sayıı örnek doğl seçimin tam olarak bu şkilde işediğni göstermektedir.
Biyolojik güdüler ve duygular kimi durumlarda ussal olmayan durumlara yol açabilse de, bazıdurumlarda mutlaka gereklidir. Biyolojik güdüler ve bunlara dayanan otomatikleşişsomatik işretleyici mekanizması bazıkoşllarda nesnel verileri bastıan bir meyil yaratarak, hatta karar vermemize destek olan işeyen bellek gibi mekanizmalara müdahale ederek ussal kararlar verebilmemize engel olabilmekle beraber, özellikle kişsel ve sosyal alanlardaki bazıussal davranışar için elzemdir.
Kendi deneyimdir bir örnek, yukarıaki fikirleri açılamaya yardı edebilir. Bu yakılarda, ventromedyal prefrontal hasarıolan hastalarııdan biri, soğk bir kışgünü laboratuarııı ziyaret etmişir. Dondurucu soğk ve yağurda bütün yolar buz tutuğndan araç kullanmak çok tehlikeliydi. Bu durum beni endişlendirdiğ için, arabayıkullanan hastama, bu havada araba sürmenin ne kadar zor olduğnu sordum. Verdiğ yanı oldukça heyecansıdı: sorun çımamışı, her zamankinden farklıolarak sadece buzlu yolda araba sürmenin kurallarıa uyumasıgerekmişi. Hasta daha sonra bu kuralları bazıarııözetleyerek, prosedüre uymadılarıiçin kayarak yoldan çıan araçlar gördüğnü belirtti. Hatta bir örnek verdi; önünde giden bir kadı bir buz tabakasıa girip kayıca, savrulan aracıyumuşk bir manevrayla ileri sürmek yerine paniğ kapıarak fren yapmışve yol kenarıdaki hendeğ uçmuşu. Bir an sonra, bu tüyleri diken diken edecek manzaradan hiç etkilenmediğ belli olan hastam da o buzlu kesimden geçmiş kendinden emin ve sakin bir şkilde ilerleyerek oradan uzaklaşışı Tüm bunlarıbana, olayıyaşrken koruduğ belli olan aynısakin tavıla anlatıordu.
Bu olayda, normal bir somatik işretleyici mekanizmasıa sahip olmamanı son derece avantajlıolduğ konusunda kuşuya yer yoktur. Çoğmuz böyle bir durumda, paniğ kapıdığııdan ya da salt önümüzdeki şnssı sürücüyle karşıduyduğmuz histen dolayı frene basmaktan kaçımak için bilinçli olarak hislerimize baskı çıacak bir karar vermek zorunda kalıdı. Bu örnek, otomatikleşişsomatik işretleyici mekanizmalarıı davranışarıı için ne denli tehlikeli olabileceğni ve bazıdurumlarda yokluğnun nası avantaj sağayabileceğni çok iyi gösteriyor.
Oysa ertesi gün bambaşa bir sahneyle karşıaşıı: aynıhastayla bir sonraki laboratuar randevusunu kararlaşııorduk. Ben, iki seçenek sundum; her ikisi de bir sonraki ay içinde ve birbirinden birkaç gün aralılıdı Hastam cep ajandasııçıarttıve takvimini incelemeye başadı Bunu izleyen ve birkaç araşımacıı tanı olduğ davranışıson derece ilginçti. Yaklaşı yarı saat boyunca, hasta bu iki tarihe uygun düşn ve düşeyen gerekçelerini sıaladı daha önce verilmişsözler, başa randevulara yakı olması olasıhava koşlları basit bir randevu için akla gelebilecek
hemen hemen her şy. Buzlu yolda araba sürerken ve bundan söz ederken gösterdiğ sükunetle, şmdi seçenekleri ve olasısonuçlarıısıalayı durarak ve sonuçsuz yarar/zarar analizleriyle bizi cancııdan bezdiriyordu. Bütün bunlarıyumruğmuzu masaya indirip artı durmasıısöylemeden dinleyebilmek için olağnüstü bir disiplin sergilememiz gerekti. En sonunda, sakin bir tavıla önerdiğmiz ikinci tarihte gelmesini istedik. Tepkisi aynıderecede sakin ve hılıoldu. Sadece “peki dedi” , ajandasııtekrar cebine soktu ve çekip gitti.
Bu davranışsaf aklı sıılarııgösteren iyi bir örnektir. Ayrıa, otomatik karar verme mekanizmalarıı olmamasıı tehlikeli sonuçlarııda çok iyi göstermektedir. Otomatik bir somatik işretleyici mekanizmasıhastamıa birçok bakıdan yardı edecekti. Başangıta, sorunu genel bir çerçeveye oturtmasıısağayacaktı
Kıacası zaman kaybıızihnimizde canlandıı bunu olumsuz olarak işretlerdik; ayrıa bize bakan diğr kişlerin zihinlerini de gözümüzde canlandıı, bunu da utandıııbir şy olarak işretlerdik. Böylece sorunumuz kıa sürede çözülmüşolurdu.
Son bölümde Damasio, Daniel Tranel’le yaptığıderi iletkenliğ testini, ardıdan Hanna Damasio ve Steven Anderson’un işirliğyle gerçek hayat koşllarıa çok uyduğnu düşndükleri “kumar deneyleri”ni ve sonuçlarııanlatıor. Kumar deneylerinde normal denekler ciddi risklere girmezken (uzun vadeli az geliri tercih edip, kıa vadede çok kaybetmeyi göze alamamak) prefrontal hasarlıhastalar sürekli riskli kartlarıtercih ediyorlardı Damasio’ya göre ödüle ve cezaya karşıhala duyarlıolsalar da, ne ceza ne de ödül, gelecek sonuçlar hakkıdaki tahminlerin otomatik olarak işretlenmesine ya da sürekli kullanımasıa katkıa bulunabiliyor ve sonuç olarak, anıda ödül getiren seçenekler tercih ediliyordu. Gelecek tahminlerini işretleyemeyen ya da devamlıkullanamayan bu hastalar büyük oranda anlı beklentilerin denetimi altıdaydıar ve gerçekten geleceğ karşıduyarsı gözüküyorlardı Damasio, bu hastalarıçımazıı“gelecek miyopluğ” olarak adlandııor.
Somatik işretleyici hipotezi, gelecekteki sonuçları imgeleri sabit olsa bile, ventromedyal frontal kortekslerde meydana gelen zarar, ilgili somatik hal sinyallerinin çağışıııönler; sonuç olarak, uygun gelecek senaryolarıartı işretlenemez. Önemleri ortaya çıamaz ve karar verme sürecine etkileri ya sıılanı ya da anlı sonuçları taşıığıönem tarafıdan kolayca alt edilir.
DESCARTES’İ YANILGISI
Descartes’in yanıgııneydi? Damasio, bugüne kadar yaşm süreçlerinin modeli olarak bir saat mekanizmasııbiyologlara benimsettiğ için onu kııor. “düşnüyorum öyleyse varı” cümlesini de aynışkilde eleşiriyor. Sözcük anlamıla bu söz, Damasio’nun zihin ve vücut arasıdaki ilişi ve zihnin kökeni hakkıdaki görüşerinin tam tersini ifade ediyor; düşnmenin ve düşncenin farkıda olmanı, varoluşn gerçek alt temellerini oluşurduğnu öne sürüyor. Descartes’in, düşnmeyi vücuttan hayli ayrıbir etkinlik olarak tasavvur ediyor ve bu ifade zihin ya da “düşnen şy” in ; düşnmeyen vücut, ya da uzantıarıve mekanik parçalarıolan şy’den ayrıığııyüceltmektedir.
Descates’in yanıgııişe budur: Vücut ile zihnin bir uçurumla birbirinden ayrıması Bir tarafta ölçülebilen, boyutlu, mekanik olarak işetilen sonsuza dek bölünebilir vücut maddesi; öteki tarafta ise ölçülemeyen, boyutsuz, itilip çekilemeyen, bölünemez zihin maddesi. Akı yürütmenin, ahlaki yargıarı, fiziksel acıya da duygusal karmaşdan doğn ıtıabı, vücuttan ayrıolarak var olabileceğ
önerisi. Özellikle; zihnin en incelikli işemlerinin biyolojik bir organizmanı işeyişve yapııdan ayrıması
Vücutsuz zihin görüş batıtıbıı hastalılarıinceleme ve tedavi yaklaşılarııda etkilemişgibi görünmektedir. Kartezyen ayrı, hem araşımalara, hem de uygulamalara hakimdir. Neticede, gerçek hastalılar diye adlandııan ana vücut hastalılarıı psikolojik sonuçlarıgenellikle göz ardıedilir ve yalnıca ikinci planda ele alıı. Psikolojik sorunları ana vücut üzerindeki etkileri ise büsbütün ihmal edilir.
Descartes’ı yanıgııı çeştlemeleri, biyolojik bakıdan karmaşı, fakat narin, sonlu ve benzersiz bir organizmadaki insan zihninin köklerine; o narinlik, sonluluk ve benzersizlikle ilgili bilginin içinde saklıolan trajediye gölge düşrüyor. İsanlar bilinçli varoluşn içerdiğ trajediyi göremedikleri zaman da, bu trajediyi asgari düzeye indirme gereğni daha az duyuyor ve hayatı değrine daha az saygıgösterme eğliminde oluyorlar.
İsan zihninin kapsamlıolarak anlaşıabilmesi, organizmacıbir bakışaçııgerektirir; zihnin, fiziksel ve sosyal çevreyle tamamen etkileşm halindeki bir organizmayla ilgisinin kurulmasıda gerekmektedir.
Damasio’ya göre can ve ruh, bütün insani boyutu ve itibarıla, bir organizmanı karmaşı ve benzersiz halleridir.

DESCARTES’İN YANILGISI
Hacer TUNÇ

1 yorum:

  1. Başarılı bir çalışma , ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil